Bu yazı toplam 999, bugün ise 6 kez okundu.
Zaman Gazetesi’ndeki sıradışı karikatürleriyle tanınan Osman Turhan konuğumuz oldu. Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinde kendine has üslubuyla gündemi yorumlayan, karikatür ve illüstrasyonları ile çok konuşulan bir sanatçı olarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı.
Sizi daha çok Zaman Gazetesi’ndeki kendinize has bir üslupla gündemi yorumlayan karikatür ve illüstrasyonlarınızdan tanıyoruz. Çizgiyle olan serüveniniz nasıl başladı ve kendi çizginizi nasıl oluşturdunuz? Daha doğrusu, nasıl geldiniz buralara?
Çizgi, hayatımda bir tür oyun olarak başladı. Oyuncakların şimdiki kadar bol olmadığı bir zamanda çocuk olmanın avantajını yaşadım sanıyorum. Kalem ve kağıtla oynamanın bir sonucu oldu çizerlik. Çalışmalarımın belli bir tarza dönüşüp olgunlaşması yıllar aldı. Hala da arayışlarım sürüyor. Siyasi içerikli çizgilerin yanı sıra çocuklar için de illüstrasyonlar hazırlıyorum. Çizgi hikayeler, şiir yorumları, masal ve hikaye illüstrasyonları… Çocukların hayal dünyasına yakın olmak güzel bir duygu.
Gündemi çok başarılı bir şe kilde yorumluyorsunuz. Anlatımınız son derece vurucu, esprileriniz çok şaşırtıcı ve zekice. İnsanın içi ne bomba düşüyor gibi. En hassas noktayı yakalıyor ve genel anlam da mesajlar sunuyorsunuz. Bunu başarabilmenizin sırrı nedir? Bir püf noktası var mıdır?
Dünyada ne olup bittiği ile ilgileniyorum her duyarlı insan gibi. Ama günlük yüzeysel haberleri, polemikleri okuduğumu söyleyemem. Gün demi takip edebilmek için bütün haberleri satır satır okumayı sağlıklı bulmuyorum. Abur cubur yemek gibi geliyor bana. Bedenimizin gelişimi için gıdalar konusunda nasıl seçici oluyorsak zihnimizin sağlığı için de o derece dik katli olmalıyız. İyi çizebilmenin bir çok püf noktası var; okurunu ciddiye almak, eleştirileri dinlemek, ama sanatının doğrularından da şaşma mak gerekiyor. Mükemmel çizdiğini, yazdığını düşünen çizer/yazar inişe geçmiş demektir. Bunun yanında hakaret içeren ve berbat çizdiğinizin ifade edilmesi de ‘kötü çizer’ olduğunuz anlamına gelmiyor. Bu durumda içimdeki sanat yap ma dürtüsüyle okurumun beklen tileri arasında denge kurmaya ga ret ediyorum. Sancılı bir süreç oluyor çoğu zaman.
Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden birinde çiziyorsunuz. Gündemi sıkı takip etmenizi gerek tiren ve ulaştığı kitle itibariyle de size ciddi sorumluluklar yükleyen bir ortamda çalışmak nasıl?
Günlük yayında çizmek yorucudur, lakin sıkıcı değildir. Her yeni gazete ile heyecanınızı
tazelersiniz. Gazete okuru kolay algılanan espirilerden hoşlanır. Günlük tüketilen bir yayın için bu beklentiye hak versem de ben kolaycılıktan yana değilim. İnsanın kapasitesini zorlamayan yazı ya da çizgi onu geliştirmez. En çok satılan gazetenin en çok okunan sayfasında çizmek ağır sorumluluk yüklüyor elbette. Ertesi gün yüzbinlerce insanın karşısına yeni, anlaşılır ve sağlam bir fikirle çıkmak zorunda olduğumu aklımdan çıkarmıyorum.
Çizim anlayışınıza biraz eğilmek istersek, nasıl bir çerçevede çizmeyi tercih ediyorsunuz? Kendinize ait belli başlı kurallarınız var mıdır?
Doğrudan insanları çizip hedef almaktansa kavramlar ve semboller üzerinden eleştirimi gönderiyorum. Bir anlamda kişiyi değil, zihniyetini hicvediyorum. Bu uslubu benimsememin sebebi daha estetik çözüm üretme şansım oluyor. Uluslararası arenada çizgilerim anlamlarını kaybetmiyor. Yıllar sonra da okurunu düşüncelere sevk etmeye devam ediyor çizgiler.
Çizgilerinizin ana temasını oluşturan unsurlar nelerdir? Çalışmalarınıza tematik anlamda bir isim koyabilir misiniz? (Siyasi karikatürler vs. )
Çizgilerimin ana teması insanın zafiyetleridir. Hırsı, düşüncesizliği, kabalığı, canbazlığı, kurnazlığı vs. Nadiren de olsa güzel hasletleri de konu ediyorum. Çizgilerim arasında siyasi karikatür sınıfına dahil olabilecek çalışmalar var, ama genel anlam da baktığınızda ‘siyasi’ tanımı örtüşmüyor. Bazen şiirsel, bazen sert, kimi zaman da duygusal olabiliyor
Çizimlerinizde kullandığınız teknik ve üsluptan bahsedelim biraz da. Çizimlerinizde ne tür yön temler kullanıyorsunuz? Dijital çizimle aranız nasıl?
Teknik anlamda pratik çözümler üretmeyi tercih ederim. Yayın akışına ayak uydurmanın ön şartıdır hızlı olmak. Hızlı olurken de kaliteyi elden bırakamazsınız. Bu yüzden zaman zaman fırça mürekkep kullansam da, çoğu zaman dijital ortamda hazırlı yorum çalışmalarımı. Okuruma nasıl bir çağrışım sunabiliyorum buna ba karım. Hangi teknikle çözümlendiğinin önemi yok bence. Önemli olan farklı, şaşırtıcı bir leke kompozisyonuyla sunabilmektir fikrinizi.
Mesela diyelim ki, yarın için bir çizim yetiştirmeniz gerekiyor. Na sıl bir süreç ve ortam sizi bekliyor olurdu?
Her zaman elimin altında bir eskiz defterim mevcuttur. Gördüklerim ve yaşadıklarım karşısında oluşan esprileri not alırım. Bu notları daha sonra yeniden düşünür, iyi bir fikir ise çizerim. Çizme aşaması fikir aşaması kadar sancılı oluyor bende. En iyi ve et kili kompoze etmeliyim konuyu diye onlarca eskiz oluşturuyorum. Beğenene kadar sürüyor bu aşama. Özellikle ilk espri çağrışımlar ortalama herkesin aklına gelebileceği için onları atlarım. Farklı ve iyi olabilmek için beyin cidarlarını zorlamalısınız. Aksi halde tekrara düşme tehlikesi var
Çizimlerinizde çizdikten sonra “şunu çizmeseydim”, veya çizdikten sonra “onu değil, keşke şunu çizseydim” dediğiniz anlar oldu mu?
Ülkemizde gündem o kadar hızlı akıyor ki, ‘keşke şu konuyu öncelikli ele alsaydım’ dememek mümkün değil. Fakat gündemi takip etmek gibi gündem oluşturmak da önemlidir. Herkesin ‘a’ dediği bir ortamda ‘b’ diyerek önemli ama gündeme geleme yen konuları işlemek gerekir diye düşünüyorum.
Yaptığınız çalışmalardan bahsedelim biraz. Neler çizmek sizi daha çok mutlu ediyor? Kapaklar, illüstrasyonlar, karikatürler? Çalış tığınız başka mecralar?
Çocuklar için yazılmış şiirleri hayal dünyamda renk ve biçime dönüştürerek yorumlamayı pek severim. İnsanın manevi iklimine dair çizimler de huzur veriyor. Siyasi içerikli karikatürler ise daha yorucu oluyor. Fakat toplumsal bir yaraya işaret edebiliyorsam bahtiyar sayarım kendimi.
Çalışmalarını örnek aldığınız sanatçılar oldu mu? Ve bunlar sizi ne ölçüde etkiledi?
Türkiye’de çizgi sanatı bazı istisnai isimler dışında hakettiği şekilde temsil edilmiyor. Örnek aldığım değil ama severek takip ettiğim sanatkarlar var elbette. Bunun yanında genç çizerlere örnek almamalarını tavsiye ettiğim çok sayı da karikatürcü var. –
Bildiğimiz kadarı ile şiirler de yazıyorsunuz. Şiir noktasında da iddialı mısınız? Daha önce bir söyleşide de böyle bir soruyla muhatap oldum. Şiir yazdığımı söyleyemem ama bir şair donanımında ol maya gayret gösteriyorum. Zihnimde yoğunla şan şiirsel duygularımı çizgiye dök meye çalışırım. Yazmak başka ustaların işi. En çok saygı duyduğum edebi yat koludur şiir bu arada.
Şiir ve resim haricinde uğraşlarınız var mı?
Bazı yayıncı dostlarıma tasarım danışmanlığı kapsamında destek veriyorum. Genç arkadaşlarla söyleşiler yapmaktayız zaman zaman. Çizer adaylarına her fırsatta tecrübe ettiğim ve doğruluğuna inandığım hususları hiç vakit kaybetmeden aktarmaya çalışıyorum.
Türkiye’de çizim ve illüstrasyo’nun yeri nedir? Yurtdışı ile kıyaslar sak nasıl bir değerlendirme yapa bilirsiniz? Gösterilen ilgi sizce ye terli midir? Bunu belli bir seviyeye ulaştırmak için neler yapılabilir?
Ülkemizde karikatür sanatı bazı mizah dergilerinin düzeysiz çizgi espiri anlayışları yüzünden gelişmemiştir. Hatta bir sanattan ziyade saldırı hakaret aracı olarak algılanmış tır. Maalesef bu ‘bir kısım’ mizah dergileri hala sığ anlayışlarını sürdürmektedir. Üstelik genç çizer adaylarına iyi bir model olamamaktadırlar. Türkiye’de karikatürle ilgilenen yüzlerce insan var olmasına rağmen, tar zı olan ulusal ve uluslararası arenada çizgileri kabul görmüş Türk sanatkar pek azdır. İllüstrasyon konusunda da durum pek iç acıcı değil. Hızlı bir yozlaşma söz konusu üstelik. Birbirine benze 68 69 yen, derinliği olmayan, tarzı oturmamış çizgiler giderek çoğalıyor. Tarz ya da uslup kaygısı olmayan bir çok gençle karşılaşmış olmak beni üzmekte. Ama ümidimi kaybetmiş değilim; idealist çizer adayları da yok değil.
Bir karikatüristin kendini geliş tirmesinde en önemli unsur sizce nedir? Neler yapmalı, neleri takip etmeli, nelerle hemhal olmalı?
Her duyarlı insan gibi ülkesinde ve dünyada olup bitenler hakkında bir fikri olmalı. Kitaplarla arası iyi olmalı. Sadece kitaplarla değil, arkadaş larıyla, anne-babasıyla, akrabalarıyla komşularıyla da iyi ilişki kurabilmeli. İş arkadaşlarıyla ya da komşularıyla geçinemeyen insanın/yazarınçi zerin topluma katkısı ne olabilir ki… Okurunun ufkunu açabilecek bir ya zar donanımı olmalı, ama yazmamalı mesela. Çizginin gücünü entellektüel birikimle daha etkili kullanmalı. Eli kalem tutar olmak ya da iyi de sen çizmek yeterli değildir çizer ola bilmek için. Kendisini geliştirmek isteyen kendi kapasitesini zorlasın. Kolaycı olan kendini tekrar eder. Gelişmez.
Gelecek için hedefleriniz neler? Sergiler, albümler, çalışmalar?
Gelecek için hedefim iyi biri olarak anılmak. İyi olmayı başaran, iyi yazar, iyi çizer, iyi baba, iyi doktor, iyi aşçı v.s. olur. Genel manada hedefim bu. Proje anlamında hedeflerimi sorarsanız; sergi düşüncemiz var. Daha önce Rotterdam ve Amsterdam’da gerçekleştirdiğimiz ‘Türkofobi’ başlıklı karikatürleri Avrupa’nın fark lı ülkelerinde de sergilemeyi düşü nüyorum. Yeni bir albüm düşüncem var. Türkiye’nin önemli bir sorununu konu alan bir kitap olacak kısmetse. Bazı arkadaşlarım şayet beni ikna etmeyi başarırlarsa çizgi-animasyon kulvarına adım atabilirim.
Son olarak Sanalkurs Dergisi okuyucularına neler söylemek is tersiniz?
Teknoloji ile yakından ilgili bir okur kitlesi var sanıyorum dergi nin. Şanslılar çünkü geçmiş kuşaklara göre kendilerini geliştirme konu sunda avantajlı durumdalar. Topl ma pozitif katkı sağlayacak projelere imza atmayı hedeflemelerini dilerim. Mutlaka başarılı olduğunuz bir alan vardır. Bunu keşfetmek de yine size düşmekte. Başarılar.
Teşekkürler…
OSMAN TURHAN kimdir ?
1976 yılının ilkbaharında Mer sin’in Mut ilçesinde doğdu. Çocuk luk yıllarının büyük bir bölümünü köyünde geçirdi. Çelik çomak oy nadı. Kendine ağaç kabuklarından oyuncaklar yaptı. Kağıt ve kalemle tanıştığı yıllar da başladı çizgi macerası. İlk ve orta tahsilini vasat bir öğrenci olarak ta mamladı. Ders kitaplarının boş sayfalarında, çizgilerle anlattı kendini. 1994‘te Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümüne girdi. Farklı bir dünya ve farklı insan lar tanıdı. Yerel gazete ve dergilerde çizgileri yayımlandı. 1998 yılında bölümünden birincilikle mezun oldu. Askerliğini yaptığı Gaziantep’teki birliğinde ‘Asker ve Anne’ konulu ser gi açtı. Çalışmaları ulusal ve uluslararası platformlarda sergilendi, çeşitli ödüller aldı. Çocuklar için de hikâyeler resim leyen, illüstrasyonlar hazırlayan Osman Turhan, çizgiyle çıktığı anlamlı yolculuğuna, Zaman Gazetesi sayfalarında devam ediyor. Ayrıca TRT Haber’de Lisan-ı Hal isimli 1 dakikalık günü yorumlayan animasyonlarıyla da izleyicilerle buluşuyor. Osman Turhan’a ait web sitesinde diğer çalışmalarına bir göz atabilir, yahut Forum kısmında fikirlerinizi paylaşabilir, yorumlar yapabilirsiniz. www.osmanturhan.com
osman amca inşallah açarsın senden benim hakkımda resim çizmeni istiyorum