Bir Fotoğraf Sanatçısı: Coşkun Pınarbaşı

Bu yazı toplam 1023, bugün ise 6 kez okundu.

Bu söyleyişimizde bir fotoğraf sanatçımızı ağırlıyoruz. Özellikle moda ağırlıklı çekimleri ile öne çıkan Coşkun Pınarbaşı ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Sizi tanıyalım önce.

Her bir bireyinin 10 parmağında 1o marifet olan bir evin, en küçüğü, 1983 yazında Ankara’da dünyaya gel­miş bir sarışın. Tabii ki şimdi kumral­laştık ama… :)

Neden fotoğraf peki? Fotoğraf tutkusu nasıl başladı? İlk önce bundan başlayalım.

O kadar çok şey söyleyebilirim ki bu konuda saatler sürer sanırım. Kısa bir özet geçmek gerekiyorsa, her bi­yografimde bahsederim; ilk hocam babamdır. Dünyaya gözlerimi açtı­ğım an itibari ile hep bir kamera ve fotoğraf makinesi var idi karşımda. Asla hakkını yiyemem sevgili baba­mın, modelliğini yapmışımdır sık sık ve makinelerini çok kurcalamaktan bozmuşumdur..

Ardından 2004 yılında, hiç unut­mam, bir gün telefonum çaldı. Ben de tabi o sırada (bugün de olduğu gibi) kurgu yönetmenliği yapıyorum. “Görüşmek isterim sizinle” dedi karşı­daki ses, “bir belgeselimiz var, bu işin kurgusunu sizinle yapmak isteriz.”

Gittim görüştüm. İş bir fotoğraf belgeseli işi idi. Her bölümde fark­lı hocaların var olduğu bir belgesel, sadece kurguda değil tabiî ki. Kimi bölümlerinde görüntü yönetmenli­ğini de yaptım bu belgeselin. Her bö­lümünde farklı bir usta (Ara GÜLER, Coşkun ARAL, Gültekin ÇİZGEN vb.) ile yapılan sohbetler beni iyice fotoğ­rafçılığa yönlendirdi ve her usta bana yeni bir şeyler öğretti. Bu arada bana telefon açan o kişi çok kıymetli ho­cam Halil DİŞLİ’dir. Bugün halen yıllar geçmiş olmasına rağmen o belgeseli yapmakta ve yayınlamaktayız.

Fotoğraf çalışmaları nasıl baş­ladı ve bu çalışmalar sırasında ne tür sorunlarla karşılaştınız?

Askere gittiğim dönemde, usta birliğimde (İstanbul) foto-film kıs­mında göreve başladım. Sanırım ilk defa fotoğrafla bu denli baş başa kalabilmiştim. Üstelik tek olarak. Sık sık deneme çekimleri yapmalarım, makinelerin özelliklerini karıştırma­larım ve bir şeyleri fark edişlerim beni iyice ilerletti bu konuda. Ayrıca belgeseldeki hocalarımın anlatım­ları, öğrettikleri kulağımda idi. Hoş bir şans oldu bu fotoğraf makineleri içerisinde sık kalışım. İlk ciddi, kur­gusal çalışmalarıma askerde başla­dım. Ardından Ankara’ya dönmem ile anında ilk dijital, profesyonel fo­toğraf makinemi aldım ve içimdeki o fotoğraf çekme hevesimi sürdürme­ye devam ettim. Derken işler ilerledi ve çok ciddi belgesel fotoğrafçılığına dönüşmeye başladı… Unutmadan fotoğrafla ilgilenen dostları­ma, arkadaşlarıma hep şunu yapmalarını tavsiye ederim. Çektiğiniz fotoğraf sıradan bir fotoğraf karesi veya çeki­len kim olursa olsun bu fo­toğraflar ileride yayınlanacak ise portfoliolarında, kesinlikle ve kesinlikle karşılıklı bir pro­tokol imzalamalarını üstüne basa basa öneririm. Hayat bu, ne göstereceği belli olmaz.

Peki, hep fotoğraf diyo­ruz ama, fotoğraf sizin için ne tür bir anlam ifade edi­yor?

Bu konuyla ilgili özel bir gösterimiz var. Sevgili Halil hocamın yönetmenliğinde gerçekleşen bu yeni yapmış olduğumuz belgesel gösteri­mizde yirmiye yakın fotoğraf sanatçısı ustamıza Halil bey bu soru­yu soruyor. Bu yirmi konuğa sordu­ğumuz sorular teker teker cevaplanı­yor sanki şuan karşımda. Bu konuda çok heyecanlıyım, daha çok yoldan geçmem gerekiyor, belki birçok şeyi yaratıyorumdur ya da belki de bana öyle geliyor ama eğer ben fotoğrafa bir anlam verecek olursam şöyle de­rim:

Fotoğraf, aslında hayatımızda var olan, ama biraz da hayal gücümüzün bir ürünü. Çünkü ben; hayal ettikle­rimi dondurmaktayım. Hayal ettiğim kadını, hayal ettiğim mekanı, hayal ettiğim ışığı ve hayatın içerisindeki var oluşları ya da neden var olamaya­caklarını fotoğraf ile aktarmaktayım.

Daha çok fashion olarak bili­nen, moda tarzı çalışmalarınızla dikkat çekiyorsunuz. Ticari amaç­lı çalışmalar olduğu için mi bu tarza yoğunlaştınız, yoksa başka konseptte çekimler de gerçekleş­tiriyor musunuz?

Modayı seviyorum. Modada öyle ayrıntılar var ki. İnsanın isteyip de günümüz şartlarında giyip-takıp dışarı çıkamayacağı, tüm gözlerin ve belki de kötü bakışların onda olacağı bir yaratım gibi geliyor. Modadaki renk­ler, ışık, komposizyonlar vb. birçok yaratımı seviyorum. Aslında çok fazla moda değil belki de çekimlerim. Ne bileyim, kurgusal çalışmaları biraz belgesel çalışmalara dönüştürmüş olabilirim. Bu arada kesinlikle bilme­nizi isterim ki fotoğraf benim için bir tutku, bunu çok ama çok az zaman­larda ticarete döktüm. Şu aralar sadece arşivleme ve port­folio çalışmalarındayım. Türkiye’de eskidenmiş o aman aman fotoğrafın ticaretliği. Ben daha ilerde bir sergi ya da bir kitap vb. yerlerde paylaşma­yı daha çok isterim çalışmalarımı. Unutmadan geçmeyeyim, öyle bir fotoğraf birikimim var ki arşivlerim­de, bunun içinde doğa da, mekan da, konser de, ürün çekimlerim de mevcut. Fotoğraf da elbet bir tarz. Bir çalışma alanınız vardır ama fotoğra­fı hayatınıza aldığınız her an bir de bakmışsınız ki “Ben ne çekiyorum?” diyebileceğiniz yerler de olabilir. Diyeceğim o ki; kimse kendini sa­dece tek bir alanda kısıtlamamalı.

Yaptığınız iş gördüğümüz ka­darıyla ciddi bir ekip işi. Bir eki­biniz var mı? Varsa kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

Hocalarım bu yazıyı okudukla­rında yahu dünkü Coşkun ne olmuş diyip gülecekler kesinlikle. Nasıl so­rular bunlar? Ben hiç hazırlanmadan üstelik?…”gülüşmeler.” Efendim, ilk başlarda yalnız idim. Zamanla bu işin aslında (belgesel fo­toğrafçılığının ya da sizin tanımınız ile moda fotoğrafçılığının) bir ekip işi olduğunu fark ettim. O anda, çok sevgili biricik asistanım ki her zaman ekibin demir başıdır kendisi, Tufan’ı yanıma aldım. Makyajcı dedik, mak­yöz arkadaşlar edindik. Bu defa ula­şım sıkıntı oldu ve ulaşım için de biri­lerini bulduk. Derken modele asistan olacak başka bir arkadaşımız… Belki inanmazsınız, ama bu sayı her geçen gün iyice artmakta. Bugün dönüp baktığımda ardımda güzel bir ekip var ve hepsi güzel dostlar, arkadaşlar. Herkese buradan bir kez daha teşek­kürlerimi sunarım.

Çekimlerinizde farklı kompo­zisyonlar kullanıyorsunuz. Bu kompozisyonları belirleme aşa­ması nasıl gerçekleşiyor? Örne­ğin, karlı bir havada yapacağınız bir çekim için, onun karlı havada olması noktasını nasıl belirliyor­sunuz?

Hayal ettiklerimi aktarıyorum  de­miştim ya az önce, işte bura­dan yola çıkıyorum. Her an, her dakika, aklıma yeni bir fikir, yeni bir oluşum geliyor ve bu düşüncelerimi çevrem­de bana modellik yapabile­ceğine inandığım kişiler ile paylaşıyorum. Modelin nasıl duracağına, nasıl bir çalışma seyrimiz olacağına, model ile yüz yüze karar vererek çekim­leri planlıyor, günleri konuşu­yor ve ekip arkadaşlarımın da uygun zamanlarında çekim­leri gerçekleştiriyoruz.

Kendinizi diğer meslek­taşlarınızdan farklı kıldığı­nı düşündüğünüz bir özel­liğiniz var mı?

Kesinlikle var. Beni tanıyan­lar bilirler esas işimin aslında görüntü ve kurgu yönetmen­liği olduğunu. 1999’dan bu yana bir çok belgesel, klip ve reklam filminde kendi alanımda imzalarımı koydum ortaya. Bu sebepten dolayı fotoğraf çekimlerim esnasında her zaman yanımızda bir de kamera olu­yor. Ben fotoğraf çekimlerini yapar­ken kamera bizleri, ekibimizi “back­stage” kayıtlar ile takip ediyor ve bu çekilen görüntüleri bilgisayar orta­mına aktardıktan sonra bu defa da İstanbul’dan ekibimizin en ufak kişisi sevgili Esra devreye giriyor. Bu gö­rüntüleri şu şekilde kurgulayacağım, bana bu türde bir müzik hazırla ve gönder diyorum. Onun güzel parça­ları eşliğinde fotoğraf çekimlerimizin her birine bir de film katıyoruz. Bu­gün “Bir Fotoğraf Hikayesi” adını ver­diğim bu seri halindeki filmlerimin sekizincisini yakında yayına verece­ğim. Bu çalışmalarımı merak eden arkadaşlar, facebook üzerinden ya da coskunpinarbasi.com web sitesinden izleyebilirler tüm seriyi. Ben de kendimi meslektaşlarımdan bu seri çekimler ile ayrı tutmaktayım

İşinizi yaparken en çok önem verdiğiniz şey…

Ciddi bir ekip ruhu, modelin çok iyi motivasyonu ve ekip uyuşması. Aksi takdirde güzel bir iş çıkması zor olur sanırım. Bugüne kadar bu türde bir olumsuzluk yaşanmadı ve uma­rım yaşanmaz da. Konu değil de konular diyeyim. Aslında kafamda o kadar çok konu var ki. Ya zaman uymuyor, ya da im­kanlar; ama en büyük problem her­kes bir disko topunun üzerinde otu­rarak, yanında durarak ya da elinde tutarak fotoğraflar çektiriyor. Ben bir ilk olacağını düşündüğüm, biraz da manipülasyon destekli bir planımı aktarayım sizlere. Genelde anlatmam ama. Bir çifti sanki bu disko topunun içinde çekmeyi planlıyorum, bu dis­ko topu da şehrin merkezinden ge­çiyor, araçları eziyor, binaları yıkıyor­muş gibi olacak. Zor ve itinalı, aylar sürecek bir çalışma bu sanırım. Çok da terbiyesizce.  Diğer sorunuza geçeyim, şehirler­den ziyade bir kaç ülke var şu anda kafamda. Bakalım, kısmet ise tabi. Bunlar da Venedik, Japonya, Hindis­tan. Seviyorum bu ülkeleri, çok renkli geliyor bana.  Kişilerde ise en fazla takıntılı oldu­ğum kişi Yasemin MORİ. Çok sempa­tik geliyor bana..

Türkiye’de bir fotoğrafçının başarılı ve bir anlamda meşhur olabilmesi için hangi faktörler önemlidir: Göz, kadraj, ışık bilgisi, teknik, Photoshop, dijital maha­retler… Nedir?

Her şeyden önce kadrajı ve ışık kullanımını bilmeli sanırım. Halil ho­cam ilk zamanlarımda kafama hep fotoğrafta altı noktanın çok önemli olduğunu ve bu noktalar üzerinde öncelikle çalışılması gerektiğini sok­tu. Derken bu defa da ışıklarıma ta­kıldı ve sayesinde bugün biraz daha gözüne girebildim sanırım.

Arkadaşlar bu dediklerimi dikkate alsınlar bence.  Meşhur olabilmek konusunda ise; kısa sürelidir bu meşhurluk derim ve sadece iyi işler yapmak yetmeli bence. Yıllar sonra aynı kareye bakıl­dığında bile bu fotoğraf çok başarılı dedirtebilmeli.

Kaliteli bir fotoğraf sanatçısı olmak eğitimle mi mümkün olur, yoksa temelden gelen bir yetene­ği ilerilere taşıyarak mı? Yani hiç bilmeyen biri sadece eğitimini al­mış olsa, sizce başarılı olabilir mi?

Fotoğrafta illa ki öncelikle temel eğitim ve bol bol geliştirme olmalı. Ben biraz şanslıyım sanırım bu konu­da. Hem kamera kullanımından dola­yı, hem babadan gelmiş olması, hem de en önemli özellik sanırım yukarıda bahsettiğim fotoğraf belgeseli.

Yeni başlayan bir fotoğraf sa­natçısını ele alırsak, nelere dikkat etmeli ilk olarak?

Yukarıda bahsetmiştim. Kadraj, ışık ve esas fotoğrafa bakıldığında görülebilecek ilk anın ne olacağına, ne anlatmak istediğine dikkat etmeli. Bir konu olmalı. Konusuz olmamalı

Fotoğraf ile sanatı hangi du­rumlarda bağdaştırabiliriz sizce? Yani fotoğraf sanatçılığı ne za­man ve hangi durumlarda ortaya çıkar?

Anlamlı her fotoğraf bir sanattır bence.

Türkiye`nin fotoğraf sanatına yaklaşamını bir fotoğrafçı olarak nasıl bulunuyorsunuz?

Güzel işler ve güzel paylaşımlar var. Her gün daha da iyiye gidiyo­ruz. Kişiler fotoğrafı biraz ticaretten koparmalı. Yeni arkadaşlar, özellikle parasal kısmı ile değil de anlamlı işler yaratma peşinde olmalılar.

Ülkemizdeki fotoğraf sanatçı­lığında çok sık yoğunlaşılan bazı kareler var: Börtü böcek, çiçek, güneşin doğuşu / batışı, deniz, ta­rihi figürler… Sürekli bu kareleri yakalayanları nasıl değerlendir­mek lazım?

Ustalarımın bir çoğu, benim zor bir iş yaptığımı ve bu işimi beğendikleri­ni söylerler. Çünkü bir modelle çalış­mak inanılmaz zor ve kaprisli bir alan. Ben sanırım zor şeyleri seviyorum ve bu yüzden bu dalı tercih ettim. Diğer alanlarda ise çok fazla ustam var ki­taplar yazan, dergilerde sık sık takip ettiklerim vb. Çok imreniyorum. Hat­ta bazen kıskandığım bile oluyor ama fotoğrafın her dalı keyfli bir paylaşım. Bu şekilde bakılmalı.

Günümüz teknolojilerini kulla­narak fotoğrafa inanılmaz boyut­larda müdahale edilebildiği bir gerçek. Sanatçılar bu müdaha­lelerle gençleşiyor, güzelleşiyor, koyu bir manzara basit Photos­hop müdahalesi ile daha cazip bir görünüme ulaşıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dediğiniz gibi “günümüz teknolo­jileri”. Bunu takip etmemiz gerekiyor. Her gün yeni bir makine, yeni bir ko­laylık çıkıyor. Sadece çok iyi değer­lendirmeyi bilmek ve takip etmek gerekiyor. Ben elimden geldiğince bu durumu takip edenlerdenim.

Üzerinde çalıştığınız projeleri­niz veya ilerideki hedefleriniz ne­ler şu anda?

Hedef kitlemizin modacıların, ta­sarımcıların, saç uzmanlarının ve makyajcıların çoğunlukta olacağı bir projem var. Detayları ilerleyen za­manlarda duyurmak isterim. Keyifli bir iş olacak ama yine zor olanlardan tabiî ki.

Sanalkurs.net’in fotoğraf tut­kunlarına söylemek istedikleri­niz…

Artık klasikleşen bir lafımdır ama her zaman söylemekten de ayrı bir keyif almışımdır: Eğer ilerlemekten haz duyuyorsanız unutmayın kimse sizi bu yoldan alı koyamaz.

1 Yorum »

  1. avatar Mahmut bu konu hakkında diyor ki:

    çok güzel bir röportaj olmuş emeği geçen herkesin ellerine sağlık

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

Yorum yapın

ÇOK ÖNEMLİ! Yorumunuzu göndermeden önce lütfen aşağıdaki basit işlemin sonucunu kutucuğa yazınız. Otomatik ve spam mesajlar için bir önlemdir.

9 + 7 = ?
Please leave these two fields as-is: